Fotos

Photographer's Note

Hacettepe üniversitesi Beytepe Kampüsü'nden Ankara'ya uzaktan bir bakış.
"Her bahar yaşıyorum bu acemiliği. Her bahar ayağım dolanıyor, başım dönüyor, bakışım çatallanıyor, ellerim terliyor. Acemiyim bu bahar yine. Ustaca karşılayamıyorum baharı. Tecrübemi konuşturamıyorum bi"türlü. Oysa, ustalaşmış olmalıydım. Acemi bir bahar karşılayıcısı olmak için mazeretim kalmamış olmalı. Kırbeşinci baharım bu. Kırkbeşinci olmasına kırkbeşinci ama adı üzerinde bu bahar ilkbahar. Hep "ilk" var başında "bahar"ın. "İlk" defa görüyorum bembeyaz coşkuyla köpüklenen denizler gibi hayata koşan ağaçları. İlk defa farkediyorum terütaze sevinçlerle varlığa uç veren lâleleri, papatyaları, menekşeleri. Pencere önüme kadar taşmış bir bahar karşılıyor beni. Kaçsam da yol kenarlarında yakalıyor beni gelincikler. Kızım bir kırçiçeği koparıp uzatıyor elime. Sadece çiçeklerin isimlerini saymaya boş vaktim oluyor. Lâle, sümbül, frezya.. Sarısı var! Eflatunu var! Kızılı da! Ah bir de kokuları! Mor salkımlar ise selam vermeden geçiyorum diye rayihalarıyla uzanıyorlar burnumun dibine kadar. Bu arada erguvanları da kaçırmamalı. Bir fıskiyeden fırlar gibi ağacın her yanına sarılan, budakları beklemeden, hiç nazlanmadan patlayıp duran o efsûnlu renkleri. Güllerin başında ise bir ömür beklemeli sanki. Yaprak yaprak güzellik dermeli. Bir de ıhlamurlar kokmaya başlarsa, ne ederim ben? İşim başımdan aşkın benim. Hangi çiçeğe, hangi ağaca, hangi kokuya, hangi renge tutunup da kalayım? Hangi güzelliğin yüzüne asılıp da durayım?

Etrafımda her an hep yeni renkte hep yeni kokularda sürüp giden bir şehrâyin var. O kadar çok ki seyredilecek, üzerinde durup tefekkür edilecek yaratılış! Hakkını veremediğime yanıyorum baharın. Hep alacaklı kalıyor benden bahar. Onca güzelliğe bakış borçlanıyorum her defasında. Yanından bir göz ucu bakışıyla geçiyorum sadece. Tek bir lâleyi bile bir bahar boyu seyretmeye değer diyor dostlar. "Kırkbeşinci baharının ihtisasını lâleler üzerinde yap! Ama o kırmızısının tonunu ne bayrağa, ne bordoya ne pembeye benzettiğin renkteki o lâleye ayır vaktini. Altı yaprakla açıp da, sonra yapraklarını bir bir döküşündeki hüznü de seyret. Bir ömür yeter sana bu sevinç, bu hüzün."


"İyi de papatyaların gönlü kalmaz mı?" diyorum içimden. "Ya kasımpatılara nasıl yetişeyim?" "Menekşeleri ıskalamaya gönlüm hiç razı değil!" Bu kırkbeşinci baharı, hiç kimsenin uğramadığı bir kırda, hiç kimsenin özenerek dikmediği, hiç kimsenin de bile isteye seyretmeye tenezzül etmediği bildiğim en güzel kırmızıyı, en ince yüzde ağırlayan o gelinciklerle sarmaş dolaş geçirmeye de razıyım. Ancak belki o zaman, bu baharın hakkını verdim diye kocaman bir "Oh!" çekerim. "Galiba," demişti Ali ağabey uzun bahar yolculuğumuzda "çiçeklerin kelebeği de gelincikler!" Kelebekler var bir de... Onlar ki sanki çiçeklerin suskun güzelliğine, kırların yalnız tazeliğine bir karşılık vermek üzere uçuyorlar, uçuyorlar. Kıpkızıl gelincikler, incecik yapraklarıyla nasıl yeşile sarıya boyalı kırların tazeliği üzerinde bir mühür gibi dikkat çekiyorsa, kelebekler de öyle! Nazenin hareketleriyle bak(amay)ışımızı dürtüp göz göz gezdiriyorlar o güzellerin yüzlerinde. Yoksa, bu baharı kelebeklere mi ayırsam?

Peki ya kuş sesleri? Kime nasıl açıklarım ben, kırkbeşinci baharında bile kuş seslerini birbirinden ayırd edemediğimi? Utanmam mı bu sağırlıkla? Kuşlar ki, çiçeklerin suskun güzelliğini sesten bayraklar gibi taşıyorlar, gönlün kapısı kulaklara taşırıyorlar? Kuş sesleri ki, bir gülün son yaprağını saran sesten bir yaprak daha örüyorlar! Dinlemeye vaktim yok! Telaşla geçiyorum aralarından! Seherlerde yarı uykulu, öğlelerde başka şeylere kulak kesilmiş halde, o bahar bestelerini kırkbeşinci defa daha kaçırıyorum, ıskalıyorum, yok sayıyorum.
Olmadı işte bak! Yine olmadı! Olmayacak! Bunca güzelliğe bir değil bin bakış borçlanarak gidiyorum. Bunca inceliğe minnet duymadan koştukça koşuyorum. Nereye gidiyorum?
Galiba, ilk defa! İlk defa bu kadar susayarak ve acıkarak bakışsız bıraktığım bunca güzelliğin hak ettiği ince bakışları, derin tefekkürleri fark ediyorum. Benim ıskaladığım yerlerde, benim bakmadığım yüzlerde, benim özenmediğim güzellerde, bin bakışlar, bin yakarışlar, bin minnet duyuşlar, bin hayret edişler, bin alkışlar, bin takdir edişler, bin hayran oluşlar olmalı. Bu baharı benim bir ömür seyretmek istediğim gibi seyreden birileri olmalı. Benim bıraktığım bakış boşluklarını dolduran, benim suskunluğa terkettiğim seslere çağıltılı bir dinlemeyle karşılık veren, anlamsızca baktığım güzellerin hakkını fazla fazla verenler olmalı. Boş bakışlara kalmamalı bunca diriliş!

Şimdi o boşlukları dolduruyorum: Ve ben meleklere inanıyorum. İnandığıma da seviniyorum. İnandığım kadar çok bahar bestesi duyuyorum. İnandığım kadar çok bakış çiçeği deriyorum. Melekçe bakışlara bakan bahara daha başka bakıyorum. Dal uçlarına melekçe hayranlıklar diziyorum. Gül yüzlerde her an meleksî zikirler duyuyorum. Kuş cıvıltılarına melekçe çağıldayışlar ekliyorum. Her çiçeğin her haline her rengine her rayiha inceliğine en az bir melek tayin ediyorum. Bunca güzelliğin bunca bakışı hak ettiğini biliyorum. Meleklere yeni/den inanıyorum. Erik dallarında çiçeklerin ak köpükler gibi coşkusuna katılarak inanıyorum." Senai Demirci
........................
Remote look to Ankara from Campus of Hacettepe University in Beytepe.
"Every spring, the basic training and I'm having. Every spring, winds around the foot, my head is spinning, the symmetry fork, my hands are sweating. I am novice again this spring. Skillfully spring afford. My experience is not active .However, I should have mastered. Must not only excuse for being a novice karşılayıcısı spring. I am in fourty fifth years this spring. But this spring on the name of the spring is fourty fifth. Always the "first" there is a "spring" s. The "first" time I see the white foaming seas enthusiastically implemented, such as trees run. I realize for the first time that the end entity joys terütaze tulips, daisies, violets. Flooded up to the window in front of me I can not think of a spring. if I escape, it catches me on the roadside poppies. Wildflover plucked my hand reaching out of a daughter. Listing the names of the flowers is just free time. Tulip, hyacinth, freesia .. I have yolks! I have lavender! Red too! Ah, the smell of a! Their smells pass without saying hello as they lie in clusters of purple to the bottom of my nose. Meanwhile, the miss judas. Wrapped around each side of the tree like a fountain pop, Knots and faulty waiting, no standing in the enchanted colors nazlanmadan explode. At the beginning of the roses as if to wait for a lifetime. Compile-leaf beauty. One also begins to smell linden, what would I? My job is over my head. Which flower, which is a tree, which smells, colors, holding on which I'm lonely? Overcoming the face of beauty durayım Which?

New odors around me always going on at any moment a festivals always have a new color. Watch, so much so, stop and contemplate on the creation will be! Can not give the right to spring burning. Me spring always remain a creditor. I am being in depth all the beauty each time point. Point of view, only in passing from the tip of an eye. Says a tulip worth watching even a single length of spring, folks. "Four fifty spring tulips performed on residency! But then what the tone of red that flag, what claret red what color it pink tulip associate with the time apart. Six leaves in the open, then watch a sheet of a döküşündeki sadness. You enough to last a lifetime, this joy, this sorrow. "


"But do not heart daisies?" I say from me. "Or, how to educate young artists chrysanthemum?" "Violets are not willing to washout no soul!" This fourty fifth spring, never underwent a countryside that nobody, not planted by emulating anyone, no one I know does not bother to watch the most beautiful red, even optional, hosts of the finest that I'm willing to spend gelinciklerle necking. But perhaps at that time, this spring, he gave the right is a resounding "Oh!" I want to attract. "Probably," said Ali brothers long spring journey "of butterfly flowers poppies!" Butterflies have also ... They are silent as if the beauty of flowers, the freshness of the countryside only to respond to the float, float. Bright red poppies, yellow green, tiny leaves painted to help attract attention as a seal on the freshness of the countryside, butterflies, too! See delicate movements (turning on) the beautiful faces of our business givng a ride eye. Or, Shall butterflies this spring?

But what about the birds? To explain how I can not get fourty fifth distinguish between the sounds of birds, even in the spring? Deafness is ashamed of it? Birds, however, silent beauty of flowers, such as voice-carry flags, ears, heart really taşırıyorlar door? Bird sounds, however, the last leaf of a rose leaf enveloping sound than a pharmacist's diploma! Do not have time to listen! Of them pass rush! City, half asleep, cut off the ear even though other things in the afternoon, losing more times that spring fourty fifth compositions, I am washout, do not count.
It did not look here! Still did not! No! Look at all this beauty of a thousand is not going to borrow. I'm running running down without so much gratitude to gauge. Where am I going?
I think, for the first time! For the first time I left this up to all this beauty deserves need water and without water, being hungry looks fine, I notice the deep meditations. My ıskaladığım places, the faces I was not looking, my not sure beautiful, looks a thousand, a thousand prayers, gratitude feelings thousand, a thousand amazing progress payments, a thousand cheers, appreciate the progress payments thousand, a thousand fans to be catastrophes. This spring should be someone watching me as I want to watch a lifetime. Fills the gaps left my perspective, I left my silence to listen to sounds that respond to a watery, more than some fool those who looked to be right beauties. Blank looks all this resurrection should not be!

Now fill the gaps: And I believe in angels. happy to believe . I believe I hear so many spring composition. Point of view I believe is much picking flower. Overlooking the spring, I look at looks the language of angels else. The ends of branches I am setting angel language admiration. Every time I hear angelic faces dhikr Rose. Bird singing add angel language purlings. Every flower, every color of the entire state would appoint an angel for at least the thickness of each flavor. View of all this beauty, I know you deserve so much. Angels new / to believe. I believe that enthusiasm by participating in the branches of plum flowers, such as white foam." Senai Demirci

Photo Information
Viewed: 2629
Points: 52
Discussions
  • None
Additional Photos by adnan gulberk (agulberk) Gold Star Critiquer/Gold Star Workshop Editor/Gold Note Writer [C: 590 W: 71 N: 618] (3794)
View More Pictures
explore TREKEARTH